Ana səhifə

AZERBAYCAN HALK CUMHURİYETİ’NDE DİN VE DEVLET İLİŞKİLERİ (1918-1920)


YazdırSend to friend

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti: Bağımsızlığa Giden Yol

   Bağımsız Azerbaycan Devletininin kuruluşu, Transkafkasya Federasyonunun yıkılmasından hemen sonra gerçekleşti. Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesi, 1917 yılında Rusya’da gerçekleşen Bolşevik ihtilalinden sonra Azerbaycan Müsavat Partisi ve Mehmed Emin Resulzade'nin liderliğinde kurulan Azerbaycan Milli Şurası öncülüğünde yürütüldü. “Azerbaycan Milli Şurası” 28 Mayıs 1918'de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etti. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Müslüman şarkında kurulan ilk seküler ve demokratik devlet olarak tarihe geçmiştir.(Yagub Mahmudlu, Azerbaijan: Short History of Statehood, slamabad: Leaf Publications, 2005, s. 19.) Bağımzlık tecrübesinin çok kısa sürmesine rağmen bu dönemde Azerbaycan toplumunun sosyal ve politik hayatında çok önemli adımlar atıldı. Bu adımların en önde geleni, milli kimliyi (dini değil) esas alan bir Azerbaycan devleti idealinin temellerinin atlıması olmuştu. İki senelik bu kısa zaman zarfında parlamentar Hükumet kurulmuş, milli ordu oluşturulmuş ve Azerbaycan topraklarının tamamında devletin egemenliyi sağlamıştır.

   Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasını hazırlayan en önemli iki etken, I Dünya Savaşı sonucunda Rusya İmparatorluğunun yıkım aşamasına gelmesi ve 1917 yılında meydana gelen Şubat Devrimi oldu. Şubat devriminden sonra Devlet Duması (Meşruti Hükumet) Çar II Nikola’nın idaresini devam ettirmesini reddederek “Geçici Komite” tesis edilmesine karar verdi. Böylece II Nikola tahtından indirildi ve 300 yıllık Romanovlar hanedanına son verildi. Fakat Azerbaycanın bağımsızlığa giden yolu hiç de kolay olmadı. Şubat devrimi sonrası 15-20 Nisan tarihinde Bakü’de Kafkas Müslümanları Kongresi toplandı. Kongrede alınan karar: “Müslüman milletlerin çıkarlarına en uygun yönetimin, Rusyada federativ temelde örgütlenmiş demokratik cumhuriyetin oluşturulması” yönündeydi. Kongrede özerklik talepleri dile getirilse de, bu görüş pek kabul görmemiştir. 1917 yılı Ekim ayında meydana gelen Bolşevik ihtilalinden sonra Transkafkasya Federasyonu oluşturuldu. “Transkafkasya Federasyonu” Azerbaycan, Gürcistan ve İrevan (şimdiki Ermenistan) vilayetlerini de kapsamaktaydı. Gürcistanın ayrılmasıyla Transkafkasya Seymi (Üç memleketi (Azerbaycan, Gürcistan, revan) temsil eden Yasama Meclisi) ederasyonun ilga olduğunu duyurmuştur. (Tadeusz Swietochowski, Müslüman Cemaatten Ulusal Kimliye Rus Azerbaycanı 1905-1920, Nuray Mert (çev.), Ankara: Bağlam Yayınları, 1988, s. 172.) Bunun üzerine Transkafkasya Federasyonu Seyminde Azerbaycanı temsil eden heyet “Milli Şura” oluşturarak Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olduğunu ilan etmiştir. (F.Maqsudov, .Əliyev, N.Aamalıyev, .Alıanlı, Azerbaycan Cumhuriyyeti, Bakı: Elm Neriyyatı1998, s. 92-93) Milli Şura tarafından ilan edilen bağımsızlık bildirisi şu maddeleri içeriyordu:

1. Azerbaycan tamamen bağımsız bir devlet olarak Transkafkasyanın Güney ve Doğusunu kapsamaktadır

2. Bağımsız Azerbaycan Devletinin Hükumet şekli demokratik Cumhuriyet’dir

3. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti başta komşuları olmak üzere tüm millet ve devletlerle dostça ilişkiler kurmaya kararlıdır

4. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, etnik, köken, din, sınıf, meslek ve ya cinsiyet farkı gözetmeksizin sınırları içindeki bütün vatandaşlarının tüm sivil ve siyasal haklarının güvence altına alır

5. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, topraklarında yaşayan bütün milletlerin özgür gelişmesini destekler,

6. Azerbaycan kurucu meclisi toplanana kadar Azerbaycandakı en yüksek yetkili merci, genel oyla seçilmiş olan Milli Şuradır, geçici Hükumet bu “Şuraya” karşı sorumludur. (Audrey Altstadt, The Azerbaijani Turks: Power and Identity Under Russian Rule, Standford: Hoover Institution Press, 1992, s. 89; Swietochowski, a.g.e., s. 177)

   Ama ne yazık ki, Azerbaycan’nın bağımsızlık dönemi çok uzun sürmedi. 27 Nisan 1920'de Kızıl Ordu Azerbaycan'ı işgal ederek Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırdı. Rus işgalinin hemen ardından Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kuruluşu ilan edildi. 5 Aralık 1936'da da ise Azerbaycan SSCB'nin bir üyesi haline getirildi. (Ziya Buniyatov, “Azerbaycan”, DA, C. IV, stanbul: TDV Yayınları, 1991, s. 320.) 

   Azerbaycan Halk Cumhuriyetinde Din ve Devlet ilişkileri

   Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulduktan sonra Hükumet, dini kurumların resmi statüsünü belirlemekte geçikmemiştir. Cumhuriyet Hükumetinin 1918 yılı Haziran ayında aldığı karara göre, Dini İdarenin başkanları Şeyhul-İslam ve Müftüye İslam diniyle ilgili konularda açılan muzakerelerde belirleyici oy hakkı tanındı. Böylece Dini İdarenin siyasi hayata katılımına ilk baştan her türlü imkan sağlandı.

 Bağımsız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı olan Feth Ali Han Hoyski (1875-1920) Hükumeti kabinesinde Halk Maarifi ve Dini İtikat Bakanlığı tesis edildi. Söz konusu bakanlığın 1918 yılı 10 Ağustosta Dini İdareye gönderdiği resmi muracaat sonucunda, merkezi Tiflis’te olan Zakafkasya Müslümanları Dini İdaresi Gence şehrine taşındı. Şeyhul-İslam ve Müftünün ortaklaşa aldıkları karara göre, Sünni ve Şii Dini İdareleri tek kurumda birleştirildi. Bundan böyle Osmanlı devletinden örnek alınarak Dini İdaresi “Maşyahati- İslamiyye” adlandırıldı.

  Halk Marifi ve Dini İtikat Bakanlığı Maşyahati-İslamiyye’nin yapısını ve maaşlarını da belirlemiştir. Yeni tesis edilmiş “Maşhayati-İslamiyye” kurumu 2 başkan, 4 meclis üyesi, katip, ve personeller olmak üzere toplan 15 görevliden ibaretti. Başkanlık görevini yapan Şeyhul-İslamın ve Müftünün kuruma eşbaşkanlık yapmasına karar verilmiş ve her birine eşit maaş tahsis edilmiştir. Hükumetin 1920 yılında çıkarttığı kararnameye göre “Maşhayati-İslamiyye” idaresinin eşbaşkanları Bakan Yardımcısı statüsünde konumlandırıldı. (Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Ensiklopediyası, C. II, Bakı: Lider Neşriyat, 2005, s. 199.)

Halk Cumhuriyeti’nin eğitim alanında yaptığı ilk uygulama, eğitimin millileştirilmesi oldu. Bu çerçevede Türk dilinin Devlet dili olması kesinleşti. Bütün okullarda türkçe eğitim dili olarak zorunlu hale getirildi. Rusya tarihinin yerine, Türk halklarının tarihi eğitim programına dahil edildi. Böylece Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde Türk dili, Türklerin tarihi ve edebiyyatı milli eğitim stratejilerinin odak noktasında idi. (Altstadt, The Azerbaijani Turks, s. 95) Öğretim elemanlarının azlığı orta okullarda eğitimin türkçeleştirilmesini yavaşlatıyordu. Bu sorunu çözmek için Hükumet bir tarafdan öğretmen hazırlayan yerel okullar açıyor, diğer taraftan da yüksek eğitim almaları için yurt dışına öğrenciler gönderiyordu.

1 Eylül 1919 yılında Parlamento, Bakü’de Devlet Üniversitesinin tesis edilmesi ile ilgili kanun tasarısını onayladı. Sözkonusu kanun tasarısında üniversitenin dört fakülteden ibaret olması gösteriliyordu. Bunlar tarih-filoloji, fizik-matematik, hukuk ve tıp fakülteleriydi. İlgili kanunda üniversitenin 1919-1920 yıllarında eğitimin teşkili ve gerekli eğitim donanımının tedarik edilmesi amaçıyla, devlet bütçesinden 5 milyon manat ayrılması öngürülmüş ve bütün fakültelerde eğitimin zorunlu olarak Azeri türkçesinde verilmesinin altı çizilmişti. (Azerbaycan Tarihi, C. V, Bakı: “Elm” Neşriyatı, 2007, s. 398; Altstadt, a.g.e. , s. 95; Swietochowski,a.g.e., s. 198.) Böylece Azeraycan tarihinde ilk yüksek öğretim kurumu, Bakü Devlet Üniversitesi Milli Hükumetin kararı ile yüksek eğitim hizmetine başladı.

   “AHC”de Din ve Siyaset İlişkileri: İttihat ve Milliyetçilik

   Milli Şura, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan ettikten sonra Parlamentonun oluşturulması sürecine geçilmiştir. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Parlementosunun ilk kuruluş toplantısı 1918 yılı 7 Aralıkta gerçekleştirildi. Parlamento açılış konuşmasını M. Resulzade yapmış, daha sonra parlamento başkanının seçilmesini arz etmişdir. Seçim sonucunda tarafsız bir hukumçu olan Alimardan Topçubaşov parlamento başkanı, Müsavat partisine üye olan Hasan bey Ağayev ise parlamento başkanının yardımcısı olarak belirlendi. (Azerbaycan Demokratik Respublikası: Azerbayan Hökumeti (1918-1920), (Haz. V. Allahverdiyev, Ş. Mehdiyev), Bakı: Genclik, 1990, s. 15.)

  Milli Şura ülkede siyasal hayatta etkili olan tüm partileri parlementoya katılmaya davet etti. Bolşeviklerden başka diğer partilerin katıldığı ilk toplantıda “Eserler” başta olmakla Rus partilerin talebi ile “tek ve bölünmez Rusya” meselesi tartışmaya açılmıştır. Rusya müslümanları partisi Kadetler, menşevikler ve diğer rus partileri “bölünmez rusya” idealini savunmakta, Azerbaycanın bağımsızlığını tanımamakta ve Milli Hükumetin kurulmasına katılmamaktaydılar. Buna karşın Azerbaycan milli partileri Müsavat, Hümmet (milli sosyalist parti), milli islamçı partiler İttihat ve Ehrar ve Müslüman Sosyalist Bloku Azerbaycanın bağımsızlığını savunmuş ve Rusya ile yeniden birleşmek fikrinin kabul edilemez olduğunu açıklamışlardır.10

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin Parlamentosu’nun 120 vekilden oluşması kararlaştırıldı. Buna karşın 7 Aralık 1918 yılında gerçekleşen ilk oturuma sadece 96 vekil katılmayı kabul etmiştir. Azerbaycan parlementosu geniş bir koalisyondan oluşmaktaydı. Müsavat grubu merkezde, İttihatçılar sağda, Himmet, Menşevikler ve Sosyalist Bloku solda yer almaktaydı. Başlangıçta parlementoda 11 siyasi grup vardı. İlerleyen tarihlerde bir çok parlemento grubu birleşmeye başlamıştır. 1918 yılının Aralık ayında Parlementoda 38 vekil Müsavat partisini, 11 vekil İttihadı, 12 Vekil Sosyalistleri, 10 vekil Ehrar partisini, 9 vekil bağımsızları, 7 vekil Taşnaksütyünü (ermeni partisi), 4 vekil diğer ermenileri, 5 vekil ise diğer azınlıkları temsil ediyordu. (Swietochowski, a.g.e., ss. 194-195.)

  Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde siyasi hareketleri genel olarak üç kısma ayırabiliriz: türkçü-milliyetçiler, sosyalistler ve ittihadçılar (islamcılar).

  Müsavat Partisi, Cumhuriyetin kuruluşundan önce 1912 yılında eski Himmetçilerden olan Abbas Kazımzade ve Mihailzade Korbolay tarafından gizli bir dernek şeklinde kuruldu. Müsavat teşkilatının kurucularına göre bu isim, yeni siyasi teşkilatın Müslümanlarla diğer halkların eşitlik ve özgürlüğünü sağlamak isteklerini simgelemekteydi. Müsavatın ilk işlerinden biri milliyetçi hislerden uzak, tamamen ümmetçi (Pan-İslamist) kaygıları taşıyan sekiz maddelik bir bildiri yayınlamak oldu:

1. Milliyet ve mezhep farkı gözetmeden bütün Müslümanları birleştirmek.

2. Bağımsızlıklarını kaybetmiş Müslüman ülkeleri, bağımsızlığına kavuşturmak.

3. Bağımsızlık mücadelesi veren Müslüman ülkerine maddi ve manevi yardımda bulunmak.

4. Müslüman millet ve memleketlerin savunma ve taarruz kuvvetlerini artırmak için yardım etmek,

 5. Bu fikirlerin yayılmasına mani olan bütün engelleri yıkmak

6. Müslümanların birleşmesine ve ilerlemesine çalışan yabancı partilerle işbirliği kurmak

7. Müslümanların yaşaması için gerekli olan ticari, sinai ve ekonomik hayatı kuvvetlendirmek için her türlü araçı kullanmak. (Hüseyin Baykara, Azerbaycan İstiklal Mücadelesi Tarihi, İstanbul: Azerbaycan Halk Yayınları, 1975, s. 203)

  Parti programının Müslümanların birliği, eşitliği ve özgürlüğü ideallerini vurgulaması, hem geniş halk kitlelerinin ve burjuvazinin çıkarlarıyla, hem de aydınların öteden beri uğruna savaştıkları davalarla üst-üste düşmekteydi. Buna göre de Müsavat partisi kısa zamanda beklenmedik bir gelişme gösterdi. 1913 yılında Romanovlar hanedanının 300 yıllığı dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanan Mehmed Emin Resulzade İstanbul muhaceret hayatından Bakü’ye geri dönerek Müsavat partisine katıldı. Siyasi tecribesi ve yetkin bilgisi ile seçilen Resulzade kıza zamanda Müsavat partisinde lider konumuna geldi. Resulzade’nin katılmasıyla Müsavatın seküler milliyetçi çizgisi yükselmeye başlamıştır. O, birçok gazete ve dergilerde din ve milliyet, ümmet ve millet konularını tartışmaya başladı. “Dirilik” dergisinde yazdığı bir makalesinde, ümmetin özel bir dini anlam taşıdığı ve dünya çapında bir Müslüman ortak bilinci ifade ettiğini ifade etmekte idi. Millet ise ortak dil, kültür, tarih ve dini paylaşan insan topluluğu anlamına geliyordu. Resulzadeye göre din, milleti oluşturan öğelerden sadece biri ve sonuncusuydu. (“Dirilik” Dergisi, Sayı 3, (1914), Sweotochowski, a.g.e., s. 109`dan naklen. 14 Sweotochowski, a.g.e., s. 109.)

Millet ise seküler bir anlam taşımaktaydı ve sadece din ortaklığı milletin oluşturulmasında yetersizdi. İşte bu seküler milliyetçilik tanımı daha sonra Müsavat partisinin ideolojisi haline gelmiştir.14 Fakat şunu da belirtmek gerekir ki, Müsavat Partisinin 1918 yılında kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde de devam ettirdiği seküler milliyetçiliği, İslamı ve dini dışlayan ideoloji değildi. Milli uyanış döneminde milliyetçi akımlar dini değerleri kapsayan yapıya sahipti. Milliyetçilik ve ümmet bilinci aslında birbirini tamamlamaktaydı. Bu durum, Azerbaycan aydınlarının dine karşı olumlu tutumuyla ve Müslüman toplumların Çar Yönetimi tarafından dini zeminde ayrımcılığa maruz kalması ile açıklana bilir. Dolayısıyla hem milliyetçi hem de ümmetçi ülküler, Rus-Hıristiyan sömürgeçiliyine karşı verilen mücadelelerin ideolojik temellerini oluşturmaktaydı.

Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kululuşundan sonra da, Müsavat partisi milliyetçi çizgide siyasi faaliyetlerini devam etdirmiş ve devletin ilk parlamentosunda ana fraksiyonu (parlemento grubunu) oluşturturmuştu. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk parlamentosunda Resulzadenin yaptığı konuşmada, Azerbaycan’ın bağımsızlığının korunmasını Müsavat partisinin en temel amaçı olarak değerlendirdi. Resulzade Azerbaycanın tüm partilerini devletin istiklalini siyasi- hukuki ve diplomatik yönlerden pekiştirilmesi için birge çalışmaya davet etti. Bildiride “Müsavatın” milli demokratik mevkide kalacağı ve yeni oluşturulacak

 Hükumetin temel görevinin diğer devletler tarafından Azerbaycan’ın bağımsızlığının tanınması olacağı vurgulandı. Aynı zamanda bu bildiride, din ve milliyet farkı gözetmeden ülkede yaşayan tüm halkların ve azınlıkların eşitliği ve özgürlüyü güvence altına alınmakta idi. Müsavata göre, tüm dini ve milli azınlıklar eşit Azerbaycan vatandaşı olmakla beraber, milli ve kültürel öz yönetim şeklinde örgütlene bilirdi.15 Resulzade’nin bu konuşması aslında Müsavatın güncelleştirilmiş programının ana hatlarından ibaretti. Demokratik dönemin başlamasından sonra da Müsavat Partisi, milliyetçilik ve federalizm ilkelerini savunmayı sürdürmekteydi. Fakat Müsavatın milliyetçilik anlayışı Pan-İslamizm ve Pan-Türkizmden farklı idi. Buna göre Azerbaycan halkı, geniş müslüman türk ailesinin bir üyesi olmakla beraber kendi başına bağımsız bir ulustur. (Swietochowski, Müslüman Cemaatten Ulusal Kimliye Rus Azerbaycanı, ss. 195-196.) Resulzade ve diğer müsavatçı aydınlar tarafından geliştirilen Azerbaycan Ulusu ideali, Azerbaycan halkının oluşması yolunda atılan en önemli adım olmuştur.

  Sosyalist parlemento grubu Müslüman Sosyalistleri Bloku, Sosyal Demokratik İşçi Partisi, Hümmet ve Menşeviklerden oluşmakta idi. Sosyalistler diğer milli partilerle beraber Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının korunmasını milli Hükumetin temel görevi olarak görmekteydiler. Sosyalist grubu, Hükumetin koalisyon yapısında olmasını talep etmekte ve demokratik ilkere dayanmasını ileri sürmekte idi. Yeni kurulmuş Ehrar Partisi ise Müsavatın yakın müttefikiydi. Ehrar milliyetçilik ve dinle ilgili siyasi görüşlerinde Müsavata çok yakındı ve daha çok sünni toplulukları temsil ediyordu. (Swietochowski, a.g.e., s. 195.)

   İttihat partisi, İslam ideolojisine dayanan ve bağımsızlık önçesi İttihadi-İslam ülküsü taraftarı olan aydınları bünyesinde birleştiren siyasi teşkilatların en önemlisi olmuştur. Bu parti 1918 yılının Ocak ayında daha Çarlık Rusyası döneminde kurulan (1917) “Rusyada Müslümanlık” partisi ile Gence’de faaliyette bulunan “İttihadi- İslam” siyasi hareketinin birleşmesi sonucunda oluşturuldu. Rusyada Müslümanlık partisinin Bakü’deki teşkilat komitesine üye olanlar ileri görüşlü din bilginleri ve aydınlardı. Bunların arasında ünlü eğitimci Sultanmecit Ganizade, Mir Yakub Mehdiyev, doktor Kerim ağa Sultanov, Ahund Molla Alekber Abbaskuluzade, Ahund Molla Hanife ve başkaları da vardı. İttihadi-İslam cemiyetinin başında ise eski “Difai partisinin” başkanlarından biri ve çok ünlü bir dini lider Şeyhul-İslam Molla Muhammed Pişnamazzade bulunmaktaydı. Bu iki dini-siyasi yönelimli kuruluşlar ortak ana hedefler ve siyasi program dolayısıyla birleşerek, önce “İttihadi-İslam Rusyada Müslümanlık” partisi adlandırıldı. Daha sonralar ise sadece İttihad partisi olarak anılmağa başlamıştır. (“AHC” Ensiklopediyası, C. II, ss. 72-73.) Şeyhul-İslam Pişnamazzade daha sonra Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde “Meşyehati İslamiyye” kurumunun ilk başkanı makamına getirilmiştir.

 1918 yılı Mayıs ayının 28’inde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ilan edilmesinden sonra İttihat partisinde büyük gelişme yaşandı. Bu gelişme doktor Kara bey Karabeylinin parti başkanı seçildiği dönemde daha da ivme kazanmıştır. Onun çabaları sonucunda İttihat güçlü bir partiye, Azerbaycan Parlementosunda “Müsavat” partisinden sonra en büyük fraksiyona dönüşmüştür. İttihat Partisi’nin ayrıca Azerbaycan ve Rus dillerinde “İttihat” adlı gazetesi yayınlanmağa başladı.

İttihat Partisi’nin siyasi ideolojileri arasında partinin temel prensiplerinden olan İslam evrenselliğine geniş yer verildiğinden, müsluman halk arasında büyük rağbete sahipti. Bunların arasında çeşitli müslüman azınlıklar; talışlar, lezgiler ve kürtler de vardı. Aynı zamanda köylüler ve ordu arasında da İttihat partisine rağbet vardı. Partinin çekirdek grubunu ise İslamcı aydınlar, dindar burjuvazi ve Dini liderler oluşturmaktaydı.

  1918-1920 yılları arasında İttihat partisi esas faaliyetlerini Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Parlamentosunda sürdürmüştür. İttihat Partisi, 1920 senesinde kendi millet vekili sayısını 11’den 13’e çıkarmış ve bazı Bakanların ittihatçılardan atanmasını sağlamıştı. (“AHC” Ensiklopediyası, C. II, ss. 72-73)

Bunların arasında Maarif ve Dini İtikat Bakanı H. Şahtahtinski, daha sonra bu görevi üstlenen diger ittihatçı N. Şahsurarov ve Devlet Müfettişi H. Mammadbeyov de vardı. (Azerbaycan Halk Cumhuriyyeti-90 (1918-1920), (Haz. Şehla Nagiyeva), Bakı: Azerbaycan Respublikası Medeniyyet ve Turizm Nazirliyi, 2008, s. 13)

  İttihatçılar parlamentonun ilk günlerinden başlayarak ana fraksiyonu oluşturan Müsavata aşırı mühalefet oluşturmuşlar. Fetheli bey Hoyksinin kurduğu ilk Hükumete açık itimatsızlığını ileri sürmüşler. Bunun sonucunda ilk Azerbaycan Hükumeti sadece iki ay devam ede bilmiştir. İttihat partisinin Müsavatın iç ve dış politikasına karşı devamlı ve sert mühalefeti bundan böyle Hükumet krizlerinin temelini oluşturdu.

  İttihadın parti programına baktığımızda Rus islamçı partilerden olan Eserler ve Kadetlerden farklı olarak Azerbaycanın bağımsızlığını tanımakta ve bağımsız Azerbaycan ideolojisini partinin amaçları arasında görmekteydiler. Rus islamçı partiler ise tek ve bölünmüz Rusya idealini savunmakta ve bunun tüm Rusya müslümanlarının yararına olacağı kanaatini ileri sürmekteydiler.

  İttihat Partisi başkanı Karabeyli tarafından parlamentoya sunulan parti bildirisinde, “egemenliğin şartsız millete ait olması” ilkesinin gerçekleştirilmesi müslümanların (ümmetin) kendi hürriyetleri için verdikleri mücadelenin nihai amaçı olduğunu ilan etmekte idi. Buna göre de, bu ilkenin kısmen da olsa milli bağımsız devlet çerçevesinde gerçekleşmesini İttihat partisi memnuniyyetle karşılamış ve egemenliğin Azerbaycan halkı tarafından tam elde edilmesi için tüm kuvvetiyle çalışacağına taahhüt ettiğini bildirmiştir. Bildiride aynı zamanda Azerbaycanda yaşayan tüm halkların barış içinde eşit yaşamları için gereken şartların oluşturulması talepleri dile getirilmiştir.

  İşçilerin hakları konusunda ise İttihatçılar Menşeviklerin programını desteklemişler. Daha sonrakı dönemlerde gördüyümüz üzere, İttihat partisi bölşevik- sosyalist partilerle birge hareket ederek Hükumeti zor durumda bırakmıştır.21 İttihadın programında yer alan bir diğer talebi de toprak reformlarının geciktirilmeden gerçekleştirilmesi idi. Buna göre, toprak karşılıksız olarak köylülere dağıtılmalıdır.

İttihat partisinin bünyesinde çok sayıda ileri görüşlü aydınların olması, bu partinin eğitim problemleri üzerinde önemle durmasını sağlamıştır. Nitekim parti kurucuları arasında ünlü eğitimciler vardı. İttihatın eğitimle ilgili temel görüşü genel ve zorunlu “ibtidai mekteplerin” açılması idi. Diğeri ise Azerbaycan aydınlarının ortak amaçı olan “okulların millileştirilmesi” sürecinin hızlandırılması talepleri idi. ( Azerbaycan Tarihi, C. V, s. 290.) Eğitim konusunda İttihatla Müsavat Partisi arasında temelde her hangi bir anlaşmazlık yoktu.

İttihat partisi Hükumet krizlerinin yoğunlaştığı dönemlerde sosyalizme sempati duymayı açıklamaktan çekinmemiştir. İttihat gazetesi Sosyalizm ile iligili şunları yazmaktaydı: “Bolşevizm (Söz konusu yazıda Sosyalizm yerine Bolşevizm kavramı kullanılmıştır, fakat burada maksadın sosyalizm olduğu anlaşılmaktadır. 23 Azerbaycan Tarihi, C. V, s. 414.), tüm insanlığı ve aynı zamanda müslümanları sömürgeleştirilmekten ve Avrupa kapitalizmi ve emperyalizmden kurtarma adına mücadele ettiği için İttihat partisi tarafından savunulmaktadır.” İttihat gazetesinde İslam dininin sadece dini konularda değil, aynı zamanda müslümanların sosyo-politik hayatlarının da odak noktasında bulunduğu ifade edilmekte ve İslamın Sosyalizmle birliğinin mümkünlüyünü tartışan makaleler yayınlamaktaydı.23 Bu eğilim görünürde sadece ideolojik tartışmalardan ibaret olsa da, genç bir devletin milli güvenliğini ve bağımsızlığının pekiştirilmesini tehtit etmekte idi. Çünkü arkasına geniş bir müslüman kitleyi ve bir kısım aydınları alan İttihatçılar, bir tarafdan Hükumetin iç ve diş politikasına aşırı muhalefet ederek koalisyona katılmağı reddetmekte, diğer taraftan ise Leninin başçılığında 1920’ de kurulan Bolşevik Rusyası ile yakın ilişkiler kurmaktan yana tavır aldılar.

1920 senesinde Anadoluda Mustafa Kemalın “müttefiklere” karşı verdiği mücadeleye destek olmak amaçıyla Bolşevik Rusyası’nın 11. Kızıl Ordusunun Azerbaycan üzerinden geçmesi gündeme geldiğinde Milli Hükumet buna karşı çıkmıştır. Çünkü bu durum Azerbaycanın işgaliyle sonuçlanacağı tehlikesini doğurmaktaydı. Ama ittihatçılar ve diğer Rusya Müslüman partileri Bolşeviklerin Azerbaycana girmesini taleb etmeye başladılar. (Swietochowski, a.g.e., ss. 212-213.) 11. Kızıl Ordu Azerbaycana doğru harekete geçdiyi zaman olağanüstü parlameto toplanmıştır. Fakat Parlamento, mevcut anlaşmazlıklar yüzünden sınır bölgelerinin savunulması konusunda her hangi bir karara varamamıştır. Sonuçta ciddi bir askeri mukavemetle karşılaşmadan Azerbaycan Cumhuriyeti, 11. Kızıl Ordu tarafından isgal edilmiştir. Bunu izleyen günlerde ise Hükumet yerel bolşevik partilerinden oluşan “Sovyetler Komitesine” devredilmiştir.

  Bolşevik Rusyası’nın Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni işgal etmek için gerekçeler aradığı bu zorlu dönemde, İttihat Partisinin bu tavrı bazı tarihçiler tarafından Azerbaycanın bağımsızlığına karşı işlenen bir ihanet olarak değerlendirilmiştir. (Bkz: Arif Yunusov, İslam v Azerbadjane, Baku: “Zaman”, 2004, s. 142. 26 Yunusov, a.g.e., ss. 138-139) Bu tarihçiler, İttihatçıları şeriat taraftarı bir siyasi hareket olarak görmekte ve İttihad partisinin bağımsız Azerbaycan Devleti idealini temelden kabul etmediyini iddia etmekdedirler. 

 Fakat baktığımız çoğunluk diğer kaynaklarda İttihadın parlementar bir hükümüt çerçevesinde (hiç de şeriatçı değil) Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni savundukları bilgilerine rastlamaktayız.

SONUÇ

  Azerbaycan Halk Cumhuriyeti bütün müslüman dünyasında kurulmuş ilk parlamenter demokratik cumhuriyet olarak tarihe geçmiştir. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, kadın ve erkeklere eşit oy hakkı tanımak, siyasi partilerle beraber Azerbaycan’da yaşayan tüm azınlıkların da parlamentoda temsil olunmasını sağlamak gibi bir çok ilklere imza atmıştır. Bundan başqa kısa zaman zarfında Parlamentar Hükumet, demokratik ilkelere dayanan bir din-devlet ilişkisi ağını tesis ede bilmişdir. Tabii ki bu durum, Azerbaycanlı aydınların gerçekleştirdiği milli mücadelenin sonucunda meydana geldi. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti sadece 23 ay ayakta kalmayı başarmasına rağmen, çağdaş Azerbaycan Devleti idealinin temellerini atmış ve aynı zamanda Azerbaycan Halkının milli kimliğinin oluşumunda çok önemli etkileri olmuştur. 1991 senesinde Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan Cumhuriyeti, Anayasa’da da vurgulandığı gibi bizzat 1918-1920 yıllarında kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin devamı olma niteliğindedir.

 

 KAYNAKÇA

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Ensiklopediyası, C. II, Bakı: Lider Neşriyat, 2005.

Azerbaycan Halk Cumhuriyyeti-90 (1918-1920), (Haz. Şehla Nagiyeva), Bakı: Azerbaycan Respublikası Medeniyyet ve Turizm Nazirliyi, 2008.

Azerbaycan Demokratik Respublikası: Azerbaycan Hökumeti (1918-1920), (Haz. V. Allahverdiyev, Ş. Mehdiyev), Bakı: Genclik, 1990.

Azerbaycan Tarihi, C. V, Bakı: “Elm” Neşriyatı, 2007.

Audrey Altstadt, The Azerbaijani Turks: Power and Identity Under Russian Rule, Standford: Hoover Institution Press, 1992.

Arif Yunusov, İslam v Azerbadjane, Baku: “Zaman”, 2004.

F.Maqsudov, İ.Əliyev, N.Ağamalıyev, Ş.Alışanlı, Azerbaycan Cumhuriyyeti, Bakı: Elm Neşriyyatı, 1998.

Hüseyin Baykara, Azerbaycan İstiklal Mücadelesi Tarihi, İstanbul: Azerbaycan Halk Yayınları, 1975.

Tadeusz Swietochowski, Müslüman Cemaatten Ulusal Kimliye Rus Azerbaycanı 1905-1920, Nuray Mert (çev.), Ankara: Bağlam Yayınları, 1988.

Yagub Mahmudlu, Azerbaijan: Short History of Statehood, İslamabad: Leaf Publications, 2005.

Ziya Buniyatov, “Azerbaycan”, DİA, C. IV, İstanbul: TDV Yayınları, 1991.

 

Dr. Asaf GANBAROV

Bakü İslam Üniversitesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi asafganbarov@hotmail.com

Müəllif: 


13-08-2019 01:52:18